





Malumunuz hentbol sebebiyle zaman zaman uzak diyarlara seyahat şansımız doğuyor. Sevgili delegem Ayberk’le iki yıldır Avrupa Hentbol Federasyonu için Şampiyonlar Ligi’nde görev yapınca yılda 3-4 kere bir yerlere gidiyoruz. Kısa süre önce Gummersbach’daydım. “Orası nere?” diyorsunuz, biliyorum. Memleket küçük bir dağ kenti. Aslında kent dememek lazım, hallice bir kasaba. Köln’e yaklaşık 40 kilometre mesafede. Şehir gerçekten çok güzel ama yemek için gittiğimiz “Brauhaus Gummersbach” her şeyden iyiydi. Brauhaus, biraevi gibi bir şey. Aslında biraevi demek biraz az kalıyor çünkü bu Brauhaus olayı, bizdeki Taps gibi kendi birası yapan yerler. Biz de Taps parmakla gösteriliyor, benzeri pek yok. Ama memleket Almanya olunca Brauhaus olayı biraz bizdeki kebapçılara benziyor. Her köşede bir tane yok ama küçücük Gummersbach’da ben 4 tane gördüm. Varın siz anlayın durumu.
Neyse… Bizim mekan, “Brauhaus Gummersbach” 3 katlı bir mekan. Üst katlarda özel odalar, küçük salonlar var ama esas mesele alt katta dönüyor. Girişte masalar, arka tarafta solda genişçe bir bar, sağ tarafta devasa bira tankları, dört bir yanda dev plazmalar. Bu arada giriş katı tanklar dolayısıyla acayip yüksek tavanlı. Durum böyle olunca içerisi son derece ferah ve rahat.
Gelelim yiyecek içecek durumlarına. Önce yemekler. Çok geniş bir yemek listeleri var. En iyisi porsiyonlar devasa. Çorba olayı müthiş. Domates, mantar falan var da asıl içilmesi gereken üzerinde koca bir dilim “Blutwurst” ile servis edilen patates çorbası. Memleketin “milli gıdası” olunca çeşit çeşit patates yemeği var. Çorba da bunlardan biri. Ama buna “çorba” demek biraz haksızlık olur kanımca. Yoğun, zengin, doyurucu ve müthiş lezzetli. Benim gibi açgözlülük yapıp, “büyük” isterseniz fena bir gol yiyorsunuz. Ya başka bir şey yiyemiyor ya da çorbayı yarım bırakmak zorunda kalıyorsunuz.
Ana yemeklerde seçenek çok. “Steak”ler çeşitli ve son derece güzel. Etler yumuşak, pişirme kıvamı tam isabet. Domuz yiyenler için de çok güzel seçenekler var. “Almanya’ya gittim, sosis yemeden dönmek olmaz” diyenler için nefis Bratwurst’lar var. Bu arada karışık bir et tabağı var. Ondan bahsetmeden geçemeyeceğim. Birkaç farklı et, bunlara tavuk ve domuz da dahil olmak üzere ızgara edilmiş, daha sonra da az soğan ve mantarla toprak bir kapta sote edilmiş. Hayatımda bu kadar lezzetli bir eti az yemişimdir. Pizza ve salata çeşitleri de bolca. Gelelim patates olayına. Ben menüde 12 çeşit patates saydım. Kızarmışından fırında patatese, baharatlı ya da sebzeli soteye dek tam 12 çeşit patates var ve yemeğin yanında istediğiniz patatesi sipariş edebiliyorsunuz. Bizdeki pek çok restoranda olduğu gibi 3-5 tane patatese eyvallah demeye gerek yok, yaklaşık yarım çuval patatesi tabağa koyup getiriyorlar.
Mekanın en önemli özelliği biraları elbette. Standart olarak 3 çeşit bira var. Zaman zaman farklı çeşitler buna ekleniyor. Mekanın sahibi özellikle “Avrupa Futbol Şampiyonası” ya da Olimpiyatlar gibi özel okazyonlarda çeşitleri artırdıklarını söylüyor. Tabii bu dönemlerde bira tüketimi de neredeyse iki katına çıkıyormuş. “Bräu”, %4,8 alkol oranlı hafif bir bira. Daha çok gençler ve hanımlar tercih ediyormuş. “Oberberger Pils” de yine %4,8 alkol oranlı bir bira. Açık renkli bir bira olan Pils mekanın en çok içilen birası. Zaten beş tankın ikisi buna ayrılmış. “Osterbräu” ise %5,4 alkol oranıyla daha alkollü bir bira. Yılın her döneminde yapılmıyor. Nisan başında başlayıp Oktoberfest’e kadar süren bir dönemde mevcut. Malumunuz bundan içme şansım olmadı. Ama onun yerine Oktoberfest’ten Nisan’a dek, “Weizenbier” satılıyor. O da %5,5 alkol oranıyla sert bir bira. Denedim. Çok lezzetli. Tadı çok yoğun. Sevenler çok sever de, birayla çok arası olmayanlar için biraz ağır. Bir de Aralık ayında, Noel için “Weihnachtsbier” yapıyor. Karamel tatlı, değişik bir biraymış. Aksini ifade etmezseniz bira standart 500 ml geliyor. Almanlar için standart bir bardak. Zaten bir seferde en az 4-5 bardak içiyorlar. Sürahi gibi “aile boyu” alternatifler de var. Çok beğenenler için eve giderken satın almaları için litrelik şişelerde de satıyorlar. Benim elime bir şişe tutuşturdular. İstanbul’a zor getirdim.
Gummersbach, seyahat etmek için olası bir istikamet değil ama Köln’e yolunuzun düşme olasılığı yüksek. Hauptbahnhof’tan her saat (saati 26 geçe) Gummersbach’a tren kalkıyor. Yol yaklaşık 1 saat sürüyor. Sabah 06.00’dan gece 03.00’e dek tren seferi var. Derim ki, Köln’e giderseniz birazcık yolu göze alın, Brauhaus Gummersbach’a gidin. Eminim pişman olmayacaksınız. Çevrenizdeki Almanların gazına gelmeyin bira içerken. İstasyonun yolunu bulamayabilirsiniz. O zaman da sorun yok aslında. Biraevinin hemen bitişiğinde kendi oteli de var. Sloganı da tam hedefe göre aslında: “Yatağa kadar bira!!!”
Neyse… Bizim mekan, “Brauhaus Gummersbach” 3 katlı bir mekan. Üst katlarda özel odalar, küçük salonlar var ama esas mesele alt katta dönüyor. Girişte masalar, arka tarafta solda genişçe bir bar, sağ tarafta devasa bira tankları, dört bir yanda dev plazmalar. Bu arada giriş katı tanklar dolayısıyla acayip yüksek tavanlı. Durum böyle olunca içerisi son derece ferah ve rahat.
Gelelim yiyecek içecek durumlarına. Önce yemekler. Çok geniş bir yemek listeleri var. En iyisi porsiyonlar devasa. Çorba olayı müthiş. Domates, mantar falan var da asıl içilmesi gereken üzerinde koca bir dilim “Blutwurst” ile servis edilen patates çorbası. Memleketin “milli gıdası” olunca çeşit çeşit patates yemeği var. Çorba da bunlardan biri. Ama buna “çorba” demek biraz haksızlık olur kanımca. Yoğun, zengin, doyurucu ve müthiş lezzetli. Benim gibi açgözlülük yapıp, “büyük” isterseniz fena bir gol yiyorsunuz. Ya başka bir şey yiyemiyor ya da çorbayı yarım bırakmak zorunda kalıyorsunuz.
Ana yemeklerde seçenek çok. “Steak”ler çeşitli ve son derece güzel. Etler yumuşak, pişirme kıvamı tam isabet. Domuz yiyenler için de çok güzel seçenekler var. “Almanya’ya gittim, sosis yemeden dönmek olmaz” diyenler için nefis Bratwurst’lar var. Bu arada karışık bir et tabağı var. Ondan bahsetmeden geçemeyeceğim. Birkaç farklı et, bunlara tavuk ve domuz da dahil olmak üzere ızgara edilmiş, daha sonra da az soğan ve mantarla toprak bir kapta sote edilmiş. Hayatımda bu kadar lezzetli bir eti az yemişimdir. Pizza ve salata çeşitleri de bolca. Gelelim patates olayına. Ben menüde 12 çeşit patates saydım. Kızarmışından fırında patatese, baharatlı ya da sebzeli soteye dek tam 12 çeşit patates var ve yemeğin yanında istediğiniz patatesi sipariş edebiliyorsunuz. Bizdeki pek çok restoranda olduğu gibi 3-5 tane patatese eyvallah demeye gerek yok, yaklaşık yarım çuval patatesi tabağa koyup getiriyorlar.
Mekanın en önemli özelliği biraları elbette. Standart olarak 3 çeşit bira var. Zaman zaman farklı çeşitler buna ekleniyor. Mekanın sahibi özellikle “Avrupa Futbol Şampiyonası” ya da Olimpiyatlar gibi özel okazyonlarda çeşitleri artırdıklarını söylüyor. Tabii bu dönemlerde bira tüketimi de neredeyse iki katına çıkıyormuş. “Bräu”, %4,8 alkol oranlı hafif bir bira. Daha çok gençler ve hanımlar tercih ediyormuş. “Oberberger Pils” de yine %4,8 alkol oranlı bir bira. Açık renkli bir bira olan Pils mekanın en çok içilen birası. Zaten beş tankın ikisi buna ayrılmış. “Osterbräu” ise %5,4 alkol oranıyla daha alkollü bir bira. Yılın her döneminde yapılmıyor. Nisan başında başlayıp Oktoberfest’e kadar süren bir dönemde mevcut. Malumunuz bundan içme şansım olmadı. Ama onun yerine Oktoberfest’ten Nisan’a dek, “Weizenbier” satılıyor. O da %5,5 alkol oranıyla sert bir bira. Denedim. Çok lezzetli. Tadı çok yoğun. Sevenler çok sever de, birayla çok arası olmayanlar için biraz ağır. Bir de Aralık ayında, Noel için “Weihnachtsbier” yapıyor. Karamel tatlı, değişik bir biraymış. Aksini ifade etmezseniz bira standart 500 ml geliyor. Almanlar için standart bir bardak. Zaten bir seferde en az 4-5 bardak içiyorlar. Sürahi gibi “aile boyu” alternatifler de var. Çok beğenenler için eve giderken satın almaları için litrelik şişelerde de satıyorlar. Benim elime bir şişe tutuşturdular. İstanbul’a zor getirdim.
Gummersbach, seyahat etmek için olası bir istikamet değil ama Köln’e yolunuzun düşme olasılığı yüksek. Hauptbahnhof’tan her saat (saati 26 geçe) Gummersbach’a tren kalkıyor. Yol yaklaşık 1 saat sürüyor. Sabah 06.00’dan gece 03.00’e dek tren seferi var. Derim ki, Köln’e giderseniz birazcık yolu göze alın, Brauhaus Gummersbach’a gidin. Eminim pişman olmayacaksınız. Çevrenizdeki Almanların gazına gelmeyin bira içerken. İstasyonun yolunu bulamayabilirsiniz. O zaman da sorun yok aslında. Biraevinin hemen bitişiğinde kendi oteli de var. Sloganı da tam hedefe göre aslında: “Yatağa kadar bira!!!”

SECURITY CENTER: Look Please Here
YanıtlaSilabi, aç karnına okunacak yazı değilmiş bunlar. İşin kötüsü akabinde bulman da imkansız yazılanları. Neyse, sen yine de yediğini içtiğini anlatmaya devam et... Midene, kalemine sağlık...
YanıtlaSilbulgurlu tarifler ararken sitenize denk geldim. ve ne tesadüf ki benim eski memleketimi de ziyaret etmişsiniz:) valla burnumun ucu sızladı resimleri görünce.
YanıtlaSil